| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

Ahmet Hakan Vakit'e Beddua Etti

Tarih 15 Haziran 2009, 11:24. Yazan keyifliblog.  
Etiket: beddua, dua, haber, haberler, hayat, hürriyet, iftira, insan, magazin, türk, türkiye, vakit, yaşam

Ahmet Hakan Hürriyet'teki yazısında, tatil için gittiği İzmir'de kaldığı otelde yaşadığı kaza sonrası Vakit'in kendisi hakkındaki haberine sert bir dille yanıt verdi.
 
Benim bu habere cevabım “aleni beddua” şeklinde olacak:

“Ya Rabbi! Senin yolundan gittiklerini iddia eden bu `iftiracı zalimleri` sana havale ediyorum... Onları kahhar ismin hürmetine kahret... Ya Rabbi! Sen intikam alıcısın... Onların zulümlerini başlarına çevir... Senin adaletine güveniyorum... Bu iftirayı, iftira olduğunu bilerek yazanlara, yazdıranlara ve yayanlara iki cihanda saadet nasip etme... Benzer iftiralara maruz kalmalarını sağla... Ya Rabbi! İlahi davayı alçakça ve kalleşçe iftiralarla savunduklarını zanneden bu içimizdeki beyinsizlerin ıslah olmak gibi bir dertleri yok... Madem öyle, onların daha fazla alçaklık yapmalarına mani ol... Ya Rabbi! Bu iftiracı zalimlerin şirretliklerinden korkarak, haksızlık karşısında seslerini çıkarmayanlara da cesaret nasip eyle... Şeref ve izzet sahibi insanların `dilsiz şeytan` konumuna düşmelerine müsaade etme... Ya Rabbi! Kim zerre kadar kötülük yaparsa karşılığını bulur... Bunu biliyoruz... İşte kötülük! Karşılığını ver ya Rabbi!”

0 yorum.

İhlas finans iletişim bilgileri

Tarih 18 Mart 2009, 16:33. Yazan keyifliblog.  
Etiket: akp, banka, destek, ekonomi, faizsiz bankacılık, haram, helal kazanç, ihlas finans, keriz, kredi, kriz, müslüman, para

İ L E T İ Ş İ M
---------------------------------------------------------------------------------------------

Telefon    : 0 (212) 454 12 00

Faks          : 0 (212) 454 16 16

Adres        : Tasfiye Halinde İhlas Finans Kurumu A.Ş. - 29 Ekim Cad. No: 23

                     34197 YENİBOSNA - İSTANBUL 
  

0 yorum.

İhlas finans'da ödemeler stop, Manşetlerde Akp'ye gaz.

Tarih 18 Mart 2009, 16:26. Yazan keyifliblog.  
Etiket: akp, banka, faizsiz kazanç, haram, ihlas finans, kredi, mudi, para, yağdanlık

700 milyon dolara yakın alacağı olan 69 bin 872 kişiye ’kur çok arttı, kriz var’ bahanesi ile Eylül ayından bu yana da tam 6 aydır ödeme yapılmıyor. Yasal bir pürüzle karşılaşmamanın formülü ise belli: Eşi benzeri görülmemiş bir AKP propagandası.

yag1 yag2 yag3

0 yorum.

Enver abi öde şu paraları artık!

Tarih 18 Mart 2009, 16:06. Yazan keyifliblog.  
Etiket: banka, enver ören, faizsiz kazanç, haram para, helal para, iflas finans, ihlas finans, islami banka, para, zehir zıkkım, ödeme

“Huzur verecektin, Sibel Turnagöl verdin. Mukaddesat verecektin, Seda Sayan verdin. Milliyetçilik verecektin, Amerikancılık verdin. Ahlak verecektin, "Vur patlasın çal oynasın" verdin. "Saadeti Ebediye" verecektin, Sibel Can verdin. Dindarlık verecektin, "Biz radikal değiliz" verdin. "İhlas" verecektin, alemin ünlülerine doğum günü hediyesi olarak cip verdin. "Bizim de bir televizyonumuz olsun" diyenlerin hem parasını, hem duasını aldın. Karşılığında. Derin bir hayal kırıklığı, pişmanlık ve çile dolu bir iç çekiş verdin. Ve en sonuna en büyük numaranı yaptın: En Mehmetçik, en milliyetçi, en ahlakçı televizyon verecektin. Tuttun, hepimize en babasından taptaze bir Murdoch verdin. Yani. Sattın "Huzur veren televizyonu". Hayırlı, uğurlu, huzurlu olsun. Bilmiyorum... Bu satıştan sonra için rahat mı? Koydun mu kafanı yastığa, hemen dalabiliyor musun uykuya? "Ulan ne büyük bir operasyon yaptık" falan diye elde ettiğin ekonomik başarının keyfini sürüyor musun? Ne diyelim? En iyisi "Ah Enver Abi ah" diyelim ve ötesini söylemeyelim.”

Aslında Enver Abi için burada ifade edilenlerle de bir sorunum yok. TGRT’yi “Gazino TV”ye dönüştürmesiyle de…

Ne yaparlarsa yapsınlar, hesabını bize değil Allah’a verecekler.

Benim İhlas Finans ile ilgili bir sorunum da yok. Ne yakınlarımın ne de kendimin İhlas’da parası batmış değil. Ama Asıl sorun yıllardır İhlas Finans mağduru olan 226 bin Mudinin alacaklarında.

Fakat meslek hayatımda gördüğüm en büyük hadiselerden birisi bu. İhlas Finans’a güvenip birikimlerini faizsiz banka sisteminde değerlendirmek isteyen yüz binlerce kişinin parasının bir anda yok olması...

Şimdi madem TGRT’yi sattınız, herhalde sıra İhlas Finans’dan alacaklı olan Ayşe Teyze’nin hac parası, Mehmet Dede’nin emekli parası, Tuğba kızımızın çeyiz parasını geri vereceksiniz.

Siz “ödüyoruz filan” diyorsunuz da bu İhlas Finans mudileri neden hala ağlayıp duruyorlar! Kime ne ödüyorsunuz, ödediğiniz paralar toplam mevduatın yüzde kaçına tekabül ediyor?

AK Parti hükümetinin en büyük vurdumduymazlıklarından birisi İhlas Finans mağdurlarının kayıpları ile ilgilenmemesidir. Oysa bu kesimin çoğu oyunu AK Partiye vermiştir!

Batan özel bankalarda parası olan herkes parasını son kuruşuna kadar devletten Aldı. Ama İhlas Finans mağdurları özel finans kurulaşlarının hesaplarına devlet garantisi olmadığından ortada kaldı. İşin garip tarafı da İhlas Finans’ı kim batırdıysa o tasfiye ediyor. Hükümetin artık bu kangren haline gelmiş konuya el atması şarttır.

Masumların bedduaları arşı deler Enver Bey. Bunu sizin bizden daha iyi bildiğinizden şüphem yok. Size hacca gitmek için biriktirdiği parayı, ev almak için emeklilik parasını, kızının çeyizi için sizde değerlendirdiği ve sizin bunları batırdığınız paraları verin artık.

Hürriyet yazarı Ahmet Hakan Coşkun’dan

0 yorum.

İhlas finans zedeler ağlıyor.Türkiye gazetesi akp'yi yağlıyor.

Tarih 18 Mart 2009, 16:01. Yazan keyifliblog.  
Etiket: banka, finans, haber, haberler, hortum, ihlas finans, kredi, mudi, para, sanayi, ödeme

İhlas Finans Kurumu battığında ardında 1 milyar doların üzerinde alacağı olan 200 bin İhlaszede bırakmıştı. Tasfiyeyi TMSF değil, Sanayi Bakanlığı yürütünce ödemeler ağır aksak ilerledi. Tasfiyenin 5 yılda bitirilmesi gerekirken, sadece bakiyesi küçük olanlara ödeme yapıldı. Büyük miktarda alacağı olanlara ise “Size sıra daha gelmedi” dendi.

Vatan Gazetesi'nin haberine göre, 700 milyon dolara yakın alacağı olan 69 bin 872 kişiye 'kur çok arttı, kriz var' bahanesi ile Eylül ayından bu yana da tam 6 aydır ödeme yapılmıyor. İhlas Grubu yasal olarak herhangi bir pürüzle karşılaşmamak için de sahibi olduğu Türkiye Gazetesi ve televizyonu aracılığıyla seçimler öncesi eşi benzeri görülmemiş bir AKP propogandası yapıyor.

70 bine yakın İhlaszede'ye Eylül ayından bu yana tek kuruş ödeme yapmayan Enver Ören, sahibi olduğu Türkiye Gazetesi ve televizyon kanalı ile iktidara destek veren haberlerin dozunu iyice artırdı.
İhlas Finans, 2001 yılında battığında ardında 1 milyar doların üzerinde alacağı bulunan 200 bine yakın hesap sahibi bırakmıştı. 2002 yılında Tasfiye Masası kuruldu ve borçların ödeneceği söylendi. Tasfiyenin 5 yılda bitirilmesi gerekiyordu ancak 8'inci yıla girildiği halde ödemelerin ağır aksak gitmesi İhlaszedeler'in hep tepkisine neden oldu. İhlaszedeler, İhlas Finans tasfiyesinin neden diğer finans kuruluşları gibi TMSF nezdinde yürütülmediğine de bir türlü anlam veremediler.

Ödemelerde göz boyanıyor

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın kontrolünde yürüyen tasfiyede ise bugüne kadar gelinen nokta çok tatminkar olmadı. Her ne kadar İhlas Grubu, alacağı olanların yarısına yakınının borcunun temizlendiğini söylese de, borcu temizlenenlerin alacak miktarlarının çok düşük olduğu dikkat çekti. Bu konuda İhlaszedeler tarafından kurulan internet sitelerinde yapılan yorumlarda “İhlas göz boyuyor. Ödeme yapıyor görüntüsü vermek için 300-500 dolarlık bakiyesi olanlara ödeme yapıyor” eleştirileri dikkat çekti.

4 bin dolarını alamayan Kütahyalı vatandaşın durumu şikayet etmesi üzerine İhlaszedeler'e Eylül ayından bu yana ödeme yapılmadığı da ortaya çıktı. Şikayeti değerlendiren Sanayi Bakanlığı İhlaszede'ye “Kriz var, sıranız gelince alırsınız” diye cevap yazdı.

0 yorum.

Facebook'tan sahte profillere çözüm!

Tarih 31 Aralık 2008, 14:16. Yazan keyifliblog.  
Etiket: bilgisayar, facebook, internet, teknoloji

Facebook’ta yer alan profillerin hangilerinin gerçek hangilerinin sahte olduğunu ayırt edebileceğimiz bildirildi.

E-Güven’in, Eczacıbaşı Bilişim ile ortaklaşa geliştirdiği "e-imza teknolojili GerçeXiz"in, sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta yer alan profillerin hangilerinin gerçek hangilerinin sahte olduğunu ayırt edebildiği bildirildi.

E-Güven’den edinilen bilgiye göre, Facebook’ta sahte profiller ya da isim benzerliği nedeniyle yaşanan sıkıntılara son vermek üzere geliştirilen yazılım sayesinde, aynı isimle açılan profillerden hangisinin gerçekten o kişiye ait olduğu kolayca anlaşılıyor.

Belli bir profilin, profil sahibinin mobil imzasıyla imzalanarak onaylanmasına olanak veren GerçeXiz, profil bilgilerinin mobil imzadaki sertifika kayıt bilgileriyle eşleştirilmesi esasına dayanıyor.

Kişilerin gerçek ad, soyad ve doğum tarihi gibi bilgilerinin mobil imza sertifikalarına gömülü olması ve bu bilgilerin mobil imza sertifikası oluşturulmadan önce yüz yüze yapılan kimlik kontrolü ile alınması, uygulamanın güvenlik sağlamasına imkan tanıyor.

Mobil imzasıyla, kendi profilini imzalayan profil sahibi, aynı uygulamayı kullanan arkadaşlarının listesinde "güvenli" olarak işaretlenmiş oluyor. GerçeXiz uygulamasına, Facebook’ta "Uygulamalar" bölümünden erişilebiliyor.

 E-Güven Genel Müdürü Can Orhun, konuya ilişkin değerlendirmesinde, GerçeXiz’in temelinin E-Güven’in Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) aldığı yetki çerçevesinde verdiği elektronik imza hizmetine dayandığını belirterek, "GerçeXiz uygulaması, kişilerin bilgisi ve rızası dışında isimlerinin kullanılarak, onlar adına profil oluşturulmasını ve bunun sonucunda yaşanabilecek hoş olmayan durumları da engelliyor" görüşünü aktardı.
                        

0 yorum.

Sanal dünya internetteki tehditler artıyor...

Tarih 21 Ağustos 2008, 12:05. Yazan keyifliblog.  
Etiket: antivirüs, bilgisayar, bilim, e posta, ekran, internet, para, pratik, program, register, solucan, teknik, teknoloji, ticaret, versiyon, yazılım, yeni

Dünya genelinde dolaşımda olan istenmeyen e-postaların yüzde 11’i Rusya ve yüzde 8’i Türkiye kökenli...

IBM Internet Security Systems X-Force tarafından hazırlanan “2008 Yarıyıl Eğilim İstatistikleri” raporuna göre, sanal dünyadaki tehditler artıyor, güvenlik açıkları çoğalıyor.

Raporda, sanal dünyada suç işleyen kişilerin, güvenlik açıklarından yararlanmayı sağlayan yeni otomasyon tekniklerini ve stratejilerini bugüne değin hiç olmadığı kadar hızlı bir biçimde benimsemeye başladıkları belirtildi.

Tarayıcılarla bağlantılı olan çevrim içi istismar örneklerinin yüzde 94’ünün, güvenlik açıklarının resmi olarak açıklanmasından sonraki 24 saat içinde meydana geldiği kaydedilen raporda, sıfırıncı gün saldırıları (zero-day attacks) olarak bilinen bu saldırıların, kişilerin sistemlerinde onarılması gereken bir açık olduğunu fark etmeden önce internette yer almaya başladığı ifade edildi.

Bu suçları işleyen organize olmuş grupların internet üzerinde yeni araçları uygulamaya koyduğu belirtilen raporda, “araştırmacılar tarafından internette yayınlanan exploit code yazılımları, daha çok sayıdaki sistemi, veri tabanını ve kişiyi riske atıyor. Bu olgu, sanal dünyada suç işleyenlerin istismar yöntemlerinin oluşturulup dağıtılmasını sağlayan otomasyon araçlarını geliştirip benimsemeleri ve araştırma sektöründe açıkların ortaya çıkarılmasına ilişkin bir protokolün olmaması nedeniyle daha da güçleniyor” denildi.

Raporda, 2008’in ilk 6 ayı boyunca web tarayıcılarına yönelik saldırıların yaklaşık yüzde 78’inin tarayıcı eklentilerini hedef seçtiği ifade edilerek, bir defaya mahsus olarak yapılan “manuel” saldırıların yerini, giderek otomatik ve büyük çaplı saldırıların aldığı, ortaya çıkarılan güvenlik açıklarının yarısından fazlasının WEB sunucusu uygulamalarıyla bağlantılı olduğu vurgulandı.

İSTENMEYEN E-POSTA GÖNDERENLER DAHA BASİT YÖNTEMLERE GERİ DÖNDÜ
2007 yılının karmaşık, istenmeyen e-postalarının (görüntü tabanlı veya dosya eki biçiminde istenmeyen e-posta gibi) neredeyse tamamen ortadan kalktığı, bunların yerini basit, istenmeyen URL e-postalarının aldığı kaydedilen raporda, şu anda kullanılan istenmeyen e-postaların yaklaşık yüzde 90’ının istenmeyen URL e-postası olduğu bildirildi.

Raporda, Rusya’nın, “istenmeyen e-postaların çoğunun kaynak ülkesi olma” özelliğini hala koruduğu, dünya genelinde dolaşımda olan istenmeyen e-postaların yüzde 11’inin Rusya, yüzde 8’inin Türkiye ve yüzde 7,1’inin ise ABD kökenli olduğu belirtildi.

Çevrim içi oyunlar ve sanal topluluklar rağbet gördükçe, bu tür oyun ve toplulukların sanal dünyadaki suç işleyenler için cazip birer hedef haline geldiği ifade edilen raporda,finans kuruluşlarının, internet dolandırıcılarının ilk 20 hedefinin 18’ini oluşturmaya devam ettiği belirtildi.

Güvenli sanallaştırmanın öneminin arttığına işaret edilen raporda, sanallaştırmayla bağlantılı olan güvenlik açıklarının sayısının 2006 yılından bu yana 3 kat arttığı, sanal ortamlar yaygınlaştıkça bu sayının artmaya devam edecek gibi göründüğü ifade edildi.

IBM X-Force Operasyon Müdürü Kris Lamb, yaptığı değerlendirmede, bu yılın ilk yarısındaki en önemli sorunun, güvenlik açıklarında görülen artış olduğunu vurgulayarak, bir güvenlik açığının ortaya çıkarılması ile bunun istismar edilmesi arasındaki sürenin ciddi ölçüde kısaldığını ve genel anlamda güvenlik açıklarının çoğaldığını belirtti.

0 yorum.

Abdüllatif Şener: Türkiye'nin seçime ihtiyacı var

Tarih 07 Temmuz 2008, 12:34. Yazan keyifliblog.  
Etiket: haber, haberler, istikrarsızlık, parti, politika, seçim, siyaset

Geçtiğimiz günlerde yeni bir siyasi parti kuracağını açıklayan Eski Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener, Türkiye’deki siyasi yapının bir yenilenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Şener, mevcut siyasi partilerin bu yenilemeyi yapma iradesini göstermediklerini vurgulayarak, içinde bulunulan süreçten çıkmak için Türkiye’nin yakın gelecekte bir seçime ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Abdüllatif Şener NTV’de Murat Akgün’ün yeni parti kurma çalışmalarıyla ilgili sorularını yanıtladı. Siyaseti bırakmasının ardından, vatandaşlar tarafından kendisine hep siyasetle bağlantılı sorular sorulduğunu söyleyen Şener, “Ben siyasette olsam da olmasam da insanlar benimle siyaset konuşma eğilimi gösterdiler. Hep ülke sorunlarına gündeme getirdiler. Son zamanlarda Türkiye’nin yeni bir siyasi oluşuma ihtiyacı olduğunu, siyasi tecrübesi olan insanların da bu gidişe seyirci kalamayacağını ifade ettilerö dedi.

“SAĞ, SOL DEĞİL, TÜRKİYE’NİN MERKEZ BİR SİYASİ OLUŞUMA İHTİYACI VAR"

Şener, “partinin hedef kitlesinin ne olacağı, hem sağa hem sola açık mı olacağıö şeklindeki soru üzerine, Türkiye’nin merkez bir siyasi oluşuma ihtiyacı olduğunu ifade etti. Şener, şöyle konuştu:

“Ben öyle bir şey söylemedim. Ama burada bir tespit yapmak lazım. Şu anda kullandığımız sağ, sol gibi kavramlar Türkiye’deki vatandaşların çoğu tarafından hatırlanmıyor. Türkiye’de genç bir nüfus var. Nüfusun yüzde 50’ye yakın kısmı 25 yaşın altındadır. Ben de üniversitede bu gençlerle beraberim. Bizim gençlik yıllarımızda veya bizim jenerasyonun çok telaffuz ettiği çok vurgu yaptığı bazı kavramlar ve ifadeler gençlerimizin söylemlerinde yok. Dünyaya, olaylara, sosyal hadiselere bakışlarında da yok. Türkiye’de sağcılık nedir, solcu olmak nedir diye sorduğumuzda, sokaklarda dolaşanların yüzde kaçı aynı şeyi anlıyor. Veya soranların kastettiği gibi bir sağcılık, solculuk anlıyor. Bu kavramlar artık çok kullanılan kavramlar olmaktan çıkmıştır. Merkez sağ parti mi merkez sol parti mi gibi yaklaşımlar karşısında söylenebilecek şey şudur, Türkiye’nin bir merkez siyasi oluşuma ihtiyacı vardır. Toplumun her kesimine açık temel çağdaş ülkeler etrafında, temel çağdaş ilkeler referans alınmak üzere çatısı oluşturulabilecek bir siyasi oluşuma ihtiyacı vardır. Bunu söylediğimiz zaman da bir sağ parti mi, bir sol parti mi tartışmasının ötesinde bir şey ifade etmiş oluyorsunuz.ö

Şener, “Yeni parti sadece AKP’nin kapatılması durumunda mı gündeme gelecekö şeklindeki soru üzerine, Türkiye’de siyasette bir boşluk olduğunu ve o boşluğun doldurulması gerektiğimi söyledi. Şener, “Yaşadığımız koşullar pek çok şeyin yenilenmesini gerektiriyor. Şu andaki Siyasi görüntünün de irdelenmesi lazım. Siyasette bir boşluk var bu boşluğun doldurulması gerekiyor. Dolayısıyla şu anda önemli gelişmeler var ülkede. Bu önemli hadiselere rağmen siyasetin de kendini yenileme ihtiyacı var. Ama mevcut siyasi partilerin bu yenilemeyi yapma iradesini gösteremediklerini görüyoruz. Siyaset kültürünü yenileyecek, siyasetin kendisini yeniden düzene sokacak yeni bir harekete ihtiyacı var Türkiye’nin diye düşünüyorumö dedi.

Şener, kurulacak parti için kimlerle temas halinde olduğu sorusuna ise şöyle yanıt verdi:

“Söylediğim şey, yeni bir siyasi oluşum oluşturmak için karar vermeyi ifade ediyor. Yoksa bir şeye başlamayı bununla ilgili bir kadro oluşturmayı ifade etmiş olmuyoruz. Bu soru, hem başlamış, hem belli bir mesafe almış hem kadrosunu belirlemiş bir harekete yönelik bir soru. İş bu noktada değil. Ben farklı bir şey söylüyorum. Türkiye’nin yeni bir oluşuma ihtiyacı var ben de bunu karşılamak için varım başlayacağım diyorum.ö

-"AYGÜN’ÜN BAŞBAKAN, BENİM CUMHURBAŞKANI DÜŞÜNÜLMEM HAYALİ YAKIŞTIRMA"

Şener, bakanlık yaptığı dönemde Ergenekon soruşturmasının gündeme gelip gelmediği, bir darbe sonrası Sinan Aygün’ün Başbakan, kendisinin de Cumhurbaşkanı yapılmak istendiği iddiasının sorulması üzerine şunları söyledi:

“Bunun ne olup olmadığıyla ilgili bir değerlendirme yapmak zor. Henüz iddianame ortaya çıkmış değil. Böyleyken değerlendirme yapmak doğru olmaz. Ama bu olayla bağlantılı ya da bağlantısız fısıltı yoluyla yalan yanlış haberleri yayanların da olduğunu görüyoruz. Temel sorun bu. Henüz iddianame yok, kimin neyle suçlandığı açıklık kazanmamış ve bununla bağlantılı gelişmelerin ne olduğu bilinmiyor, gizli kalması gereken şeyler bunların tamamı buna rağmen bakıyorsunuz bazı belli yayın organlarında sanki bir takın ipuçları ele geçirilmiş gibi birtakım haberlerle kamuoyu yanlış yönlendirilmeye çalışılıyor. Bu tamamen yanlıştır. Sürecin sağlıklı işlemesi açısından da yanlış.

İkinci bir yanlış, böyle bir oluşum Sinan Aygün’ü, başbakan beni de cumhurbaşkanı olarak düşünüyormuş gibi bir fısıltı, bir haber yer aldı. Bunun aslının astarının olacağını hiç tahmin etmiyorum. Bir kere ben kabinede bulunduğum dönemde de daha sonraki dönemde de bu Ergenekon operasyonunun varlığından haberdar değildim. Birilerinin bir darbe hazırlığı içinde olduğunu da hiç duymadım. Bu operasyon nedeniyle bunlar tartışılıyor ve konuşuluyor. Ancak şöyle bir baktığımız zaman bu niyetle ortaya çıkmış bir oluşum hareket var olmuş olsa bile bunun bilmem Sinan Aygün’ü başbakan olarak, bilmem beni cumhurbaşkanı olarak düşünmüş olması mümkün değil. Bu olsa olsa birilerinin hayali yakıştırmalarından ibarettir.

Neden mümkün değil, yani şimdi böyle bir oluşumun değerlendirmesini yaptığımızda mantıklı ve makul düşünce platformu aradığımız taktirde, böyle bir oluşumun cumhurbaşkanı olarak benden başka bulabileceği kimse kalmamış mı?ö

Şener, “Ergenekon rövanş arzusuyla başlatılmış bir soruşturma mıö şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi:

-MECLİS’TEKİ PARTİLERİN YARISI HAKKINDA KAPATMA DAVASI VAR

“Şu anda o kadar çok bilinmezlik var ki. Bu bilinmezlik ortamında. Değer yargısı ifade edecek şeyler söylersek, isabet etmiş olsak bile bunun bir değeri olmaz. Ama ne olup bittiğini iyi görmek lazım. Türkiye’de ne olup bitiyor. İlk olarak siyaset cephesinden bakmak lazım. Siyaset cephesinde, Türkiye’de Meclis’ grubu bulunan 4 siyasi parti var. Bir iktidar partisi üç muhalefet partisi. Şu anda iktidar partisi hakkında bir kapatma davası var. Kararın verilmesine yakın bir döneme girildi. Yapılan açıklamalarda da 4-5 hafta içinde kararın verilebileceği ifade edilmiştir. Diğer taraftan bir muhalefet partisi DTP hakkında da kapatma davası var. Bu dava da iktidar partisine açılan dava kadar önemlidir. Mecliste dört parti var bunun yarısı hakkında kapatma davası açılmış durumda. Milletvekili sayısı olarak değerlendirecek olursanız Meclis’teki milletvekillerinin büyük çoğunluğunu doğrudan etkileyecektir. Türkiye’deki siyasi manzara bu. Bu doğru bir manzara değildir.ö

-ERGENEKON’DA ÜÇ VAHİM NOKTA

Ergenekon soruşturması nedeniyle üst üste tutuklamaların olduğunu ancak iddianamenin henüz açıklanmadığını kaydeden Şener, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kamuoyu bunu bekliyor. Bunu beklerken şu görüntüyü izliyoruz. Tutuklanan önemli isimler var, iş dünyasının yakından bildiği isimler, generaller kuvvet komutanlığı yapmış isimler tutuklandı. Bunlara baktığınızda şunu görüyoruz, ömrü terörle mücadele ile geçen insanlar terör örgütü kurmakla suçlanıyorlar. Bu böyleyse vahim bir durum, böyle olduğuna inanmak daha vahim, böyle değilse çok daha vahimdir. Şimdi siyasetin manzarası ortada Ergenekon davasıyla ortaya çıkan tablo ortada bu tablonun içinde ülkenin vatandaşlarının sorunlarını çözecek olan devleti oluşturan kurumlar var. İktidarı var emniyeti var yargısı var. Ama bu kurumların hepsi uyumsuzluk içinde. Bu süreçten kimse karlı çıkamaz herkese zarar verir. Bu ülkede yaşayan herkese zarar verir.

Kamuoyu bu ülkede yaşayan herkesin zarar gördüğü bir süreçten kimin kazançlı çıkacağını düşünmesini gerekir. Çözümleri buna göre aramak lazım. Bu ortamın bir an önce normalleşmesi lazım. Bu kolay değil. Bir iddianame bir yılda hazırlanamıyor. Böyleyken bu dava kaç yılda sonuçlanacak. Beş yıldan önce sonuçlanabilme imkanı var mı? Hukukun temel kuralıdır. Yargı biri hakkında kesin hükmünü vermemişse o kişi suçsuz sayılır. Türkiye’nin bildiği tanıdığı isimlerin zan altında olduğu bir sürecin 5 yıl sürdüğünü düşünün. Bu nasıl bir durumdur. Nasıl görüntü verir.ö

Şener, Türkiye’de bu ortamın yenilenmesinin normalleşmeye katkı sağlayacağını vurgulayarak, “Türkiye’nin yakın gelecekte seçime ihtiyacı vardır diye düşünüyorum dedi.

0 yorum.

Memur yine umduğunu bulamadı

Tarih 07 Temmuz 2008, 12:12. Yazan keyifliblog.  
Etiket: bağkur, emekli, haber, haberbaz, haberler, işçi, memur

Memur ve emekliler 15 Temmuz'da 3 ayrı zam birden alacak. Üçlü zam paketinin içerisinde enflasyon farkı, ikinci yarıyıl zammı ve denge tazminatı var.

Ocak ayında en düşük dereceli memura yüzde 5,6 yüksek dereceli memurlara ise yüzde 2,2 zam yapılmıştı. Bu nedenle ilk 6 ayda oluşan yüzde 6'lık enflasyon en fazla yüksek dereceli memurlar için fark doğurdu. Buna göre enflasyon farkı olarak düşük dereceli memurlara yüzde 0,4 yüksek dereceli memurlara ise yüzde 3,8 zam yapılacak.

Denge tazminatı ödenecek
Memura 15 Temmuz'da enflasyon farkının yanı sıra yine kademeli zam verilecek. İkinci 6 ayı kapsayacak zam oranı düşük dereceli memurlar için yüzde 4,6 yüksek dereceli memur için ise yüzde 2 olarak belirlendi. Düşük dereceli memurlar, bu zammın yanı sıra 20 YTL de denge tazminatı alacak. Bütün bu zamların sonucunda en düşük dereceli memurun halen 776 YTL olan maaşı, denge tazminatı da dahil olmak üzere 58 lira artarak 15 Temmuz'da 834 YTL'ye yükselecek. Memurun dışında KİT'lerde sözleşmeli olarak çalışan personelin ücret tavanı 2 bin 641 YTL'ye, 657- 4/B'deki ücret tavanı da 2 bin 342 YTL'ye yükselecek.

Emekli umduğunu yine bulamadı
İşçi, memur ve Bağ-Kur emeklilerinin maaşlarına da ocak ayında yüzde 2,62 ile yüzde 3,45 arasında zam yapılmıştı. Dolayısıyla memur emeklilerine de enflasyon farkı olarak temmuzda yüzde 2,55 ile yüzde 3,38 oranlarında zam verilecek. Bunun dışında ikinci yarıyıl zammı da aynı şekilde kademeli olarak emekliye yansıtılacak. Türkiye İşçi Emeklileri Derneği Başkanı Kazım Ergün, işçi ve Bağ- Kur emeklilerinin aylıklarının temmuzdan itibaren yüzde 6 zamlanacağını söyledi. Ergün, enflasyon farkının ödenmesiyle en düşük işçi emeklisi aylığının toplam yüzde 10 artarak 615,11 YTL, en düşük Bağ-Kur emekli aylığının da 451,11 YTL'ye çıkacağını bildirdi.

0 yorum.

Otomotiv satışta gaza bastı

Tarih 07 Temmuz 2008, 11:31. Yazan keyifliblog.  
Etiket: araba, banka, ekonomi, finans, kamyon, kredi, minibüs, oto, otobüs, otomobil, para, satış, ticari araç

Yılın ilk 6 aylık döneminde binek ve hafif ticari araç satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,82 oranında artarak 263 bin 50 adede yükseldi.

oto Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) verilerine göre Türkiye otomotiv pazarında Ocak-Haziran dönemi binek ve hafif ticari araç satışları yüzde 12,82 oranında artarak 233 bin 169 adetten 263 bin 50 adede yükseldi.

Yılın 6 aylık döneminde otomobil satışları geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 18,19 artarak 164 bin 445 adete çıktı. Toplam hafif ticari araç satışları da geçen yıla oranla yüzde 4,86 artarak 98 bin 605 adet olarak gerçekleşti.

Haziran ayında ise 28 bin 724 adedi otomobil, 17 bin 600 adedi hafif ticari araç olmak üzere toplam 46 bin 324 adet satış gerçekleşti.

Haziran ayında satışlar, önceki yılın aynı ayına göre otomobilde yüzde 4,65, hafif ticari araçta ise yüzde 5,11 gerileme gösterdi. Toplam satışlarda ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,83 oranında düşüş görüldü.

Geçen ay Renault 4 bin 491 otomobil satışıyla ilk sırada yer alırken, Renault'u 3 bin 60 adet ile Ford, 2 bin 720 adet ile de Hyundai izledi.

Aynı dönemde toplam satışlara bakıldığında ise Ford 7 bin 132 adet ile birinci sırada yer aldı. Renault'un toplam satışı 6 bin 621 adet, Fiat'ın ise 5 bin 961 adet olarak gerçekleşti.

ODD verilerine göre Türkiye'de geçen ay 1 adet Bentley, 2 adet de Ferrari, 1 adet Lamborghini, 1 adet de Maserati satıldı.

0 yorum.